Sivrisinek

Bilimsel ismi: Culicidae

Sivrisinekler, yaz gecelerinin kabusu olan karanlık çökünce kan emmenin yanında sesleri ile insanlara büyük rahatsızlık veren sivrisineklere aşina olmayan yoktur. Dünya üzerinde akla gelebilecek her yerde bulunabilirler. Hatta kutup bölgelerine yakın yerlerde (Gröland, Sibirya, Laponya vs.) ve bazı tropik bölgelerde bu hayvanların büyük ölçüde çoğalmış olmasından dolayı insan yerleşimi hemen hemen olanaksızdır. Avrupa'da önemsiz sayılacak bir durumda olmalarına karşın, ülkemizin sahil kesiminde, özellikle Çukurova'da populasyon yoğunlukları tehlike sınırının üzerine çıkmış durumdadır. Biyolog Linne’nin 1737 yılındaki eserinde Lapponya’dan (Finlandiyanın bölgelerinden biri)bahsederken "buradaki ormanda bulunan sivrisinekler dünyadaki tüm kum tanelerinden daha fazladır" diye yazmıştır. Bu tip bölgelerde sürüler halinde saldırırlar.

Sivrisineklerin Kan Emmesi

Özellikle durgun havalarda konukçularının etrafında sürekli uçarak, onların çıplak olan (yüz, el, bacak vs.), kısımlarından kan emmeye çalışırlar. Kan emilen yerde çok rahatsız kaşıntıların meydana gelmesinden öte, sıcak ülkelere gittikçe sıklığı artan, birçok hastalığın bulaşmasına da neden olurlar. Bu hastalıklar sırasıyla, sıtma, sarı humma, filariosis, ensefalit ve bazı virütik hastalıklardır. Familyadaki türlerin hepsi kan emmez. Bazıları (örneğin Megarhinus) bitkisel besin ile beslenir. Bunların hortum yapısı da değişiktir. Ayrıca Kan emen sivrisineklerin de yalnız dişileri kan emer. Erkekleri su ya da bitki özsuyu ile yetinirler. Aç dişi, konukçunun çıplak yerine konar, hortumu ile delebileceği yeri tespit eder ve sokucu ağız parçaları ile bu kısmi deler. Başta sıcaklık olmak üzere koku, tat alma ve dokunma duyusu organları, derinin hemen altındaki kılcal damarların sık olduğu yerleri saptamada önemli rol oynar. Alt dudak bir çeşit bel vererek yaranın dışında kalır. Çok defa ancak birkaç deneme ile kılcal damarı bulabilirler. Her sokuşta tükürük salgısı yaraya akıtılır; böylece kan emmese dahi hastalığı bulaştırabilirler. Çok defa delici iğneler deriye dikine girer. Fakat belirli bir derinlikte eğrilebilirler, hatta derinin yüzeyine paralel uzanacak konumda hareket edebilirler. Daha sonra sindirim sisteminin ön kısmında bulunan emme pompaları ile kan orta bağırsağa sevk edilir. Karın kısmı dıştan kırmızı görününceye kadar, sindirim sistemi kanla dolarak şişer. Emmenin sonunda vücudunun ön kısmını yukarı kaldırmak suretiyle ağız parçalarını yaradan çeker ve uzaklaşır. Kanı sindirme işlemi ortalama 3-4 gün sürer; ondan sonra emme işlemi tekrarlanır. Birçok kimsenin zannettiği gibi sadece sıcakkanlıları ve özellikle insanları değil, sivrisinek türlerinin %15’i konukçu olarak başta kurbağaları, fareleri ve de diğer sürüngenleri seçer. Bazı türler mangrov bataklıklarındaki yengeç deliklerinde yaşar ve onlardan hemolenf emerler. Yapılan denemelerde sivrisineklere sadece bitkisel besin vermek suretiyle uzun süre yaşatıla bilmiştir; fakat bunlarda genellikle yumurta üretimi olmadığı gözlenmiştir. Fakat istisnaları görülebilir. Culex pipiens'in belirli formları puptan çıkar çıkmaz, kan emmeden yumurta bırakırlar. Larva evresinde depoladıklarıı besinleri yumurta yapımı için kullanırlar. Birçok formunu (alttürünü ve türünü) yapısal olarak Culex pipiens'ten ayırmak olanaksızdır. Fakat birçok araştırıcıya göre yaşam tarzlarındaki sapmalar suretiyle bu formları ayrı alttürler halinde toplamak, hatta, Culex modestus denen ayrı bir türe dahi koymak mümkündür. Bazen Culex modestus'u evlerde insanları rahatsız eden sivrisinekler, buna karşın Culex piplens'i ise daha çok açık arazide bulunan ve öncelikle kuşlardan kan emen sivrisinekler olarak kabul etme eğilimi vardır. Çok değişik bir besin alma şekli Etopya ve Orlyantal bir tür olan Harpagomiya türlerinde görüldr. Bunlar ağaç kovuklarında yaşayan Crematogaster denen bir karınca türünün yolunu keserek yuvalarına girmelerini önlerler. Ön bacakları ile karıncaların baş kısmına dokunarak, getirdikleri besinleri kusmalarını sağlarlar. Böylece getirilen bu besinleri emer, daha sonra yolu açarlar. Karınca, vermemekte direnirse, uzun bacakları ve antenleri ile vurarak onları rahatsız ederler.

Sivrisinekler Sokacağı Konukçuyu Nasıl Seçer?

Bir sivrisineğin konukçusunu nasıl bulduğu tam olarak bilinmemektedir. Aç kalma konukçu arama eylemini başlatır. Optik ve kimyasal uyarılar, keza kısa mesafelerde sıcaklık ve nem uyarıları konukçunun bulunmasına yardımcı olur. Kanda bulunan aminoasitlerin, aminlerin ve amonyağın karışımı, sivrisineği cezbeder; bu maddelerin 2000 defa seyreltilmiş derişimi bile, sudan 5 kere daha fazla cezbetme etkisine sahiptir. En iyi cezbetme etkisinin nem ve Sıcaklık olduğu bilinmektedir. İşitme yetenekleri iyi gelişmiştir. Erkeğin tüylü anteninin ikinci segmentinde çok sayıda duyu hücresinden meydana gelmiş "Johnston Organı" ses dalgalarının titreşimlerini alır. Bu organ özellikle eşeylerin bulunmasında büyük öneme sahiptir. Dişi tarafından meydana getirilen 100-8000 titreşim/saniyelik titreşimler erkeklerde hemen çiftleşme arzusu doğurur. Erkeklerin sürü oluşturdukları evrelerde bu çiftleşme en üst düzeyine ulaşır. Culex'de kanatlardan çıkan sesin frekansı 300, Aedes' de 600 titreşim/sn.'dir. Erkek sürüsünü cezbeden dişi, sürünün içindeki bir erkek tarafından, bir çeşit kucaklanarak sürünün dışına çıkarılır ve havada ya da yerde döllenir. Culicidae herhangi bir zorluk olmadan, özgün özelliklerle alt gruplara, ayrılabilir. Dünyaca tanınan, sıtma hastalığının taşıyıcısı Anopheles, orman ya da çayır sivrisineği Aedes, ev sivrisineği Culex piplens, Culicinae altfamilyasına aittir. Bu cinslerin üyeleri sadece kan emmeden dolayı değil, tehlikeli hastalıkları da bulaştırdıklarından dolayı da çok önemlidirler.

Sivrisineklerde Üreme

Yumurtalarının ve yumurta bırakma şekillerinin farklı olmasından dolayı cins ve türler birbirinden oldukça net bir şekilde ayrılabilir. Anopheles yumurtaları yüzmeye yarayan yapılara sahiptir; böylece suya batmaktan kurtulmuşlardır. Bu yapılar yumurta derisinin dışındaki hava odacıkları ve keza yumurtayı çepeçevre saran yüzme kenarlarıdır (yüzey gerilimini artırıcı). Yumurtalar tek tek su üzerinde yüzerler fakat yan yana gelerek yığın halinde kümeler de oluşturabilirler. Yumurta yüzeyindeki yapılar, yüzme kenarlarının yapısı ve renkleri türleri birbirinden iyi bir şekilde ayırmaya izin verir. Culex türlerinin yumurtaları çok daha farklı bir prensiple su üzerinde yüzer. Her yumurta alt kutbunda huni şeklinde bir oyuk taşır. Bırakılan 200-300 kadar yumurta, Sivrisineklerin bacakları ile yığın haline getirilir. Sivrisinek gemisi denen, dikine duran yumurtaların birbirine yapıştırılması ile bir disk haline getirilerek bırakılır. Yumurtalar arasında bulunan hava, bir hava yastığı yaparak, yumurta paketini yüzdürür. Bunlarınkine karşın Aedes türlerinin yumurtaları, koyu renklidir, üzerinde ağ şeklinde yapılar taşır ve su üzerinde yüzemez. Bunlarda yumurtalar, yağmur yağdığında ya da karlar eridiğinde su içerisinde kalacak bitkilerin özellikle yosunların ya da nemli ve kuru zeminlerin üzerine tek tek bırakılır. Sular yükselince bu yumurtalar su birikintilerinin içerisinde kalır. Larvalar kuru ortamlarda yumurta içerisinde birkaç günde gelişir; fakat ancak sulu ortamı bulunca yumurtadan çıkarlar. Kuru ortamda gelişmesinin nedeni, oksijen miktarının sulu ortamdan daha fazla olmasıdır. Yapılan incelemeler, bazı etkilerin, larvaların yumurtadan çıkmasını geciktirebildiğini göstermiştir. Bazı türlerde, yumurtadan çıkmak için belirli bir düşük sıcaklığın yaşanması gereklidir. Döl sayısı türlere göre çok değişkendir. Bazılar yılda bir, bazıları 2-3, tropik türlerin bir çoğu ise uygun koşullarda birbiri ardına sürekli olarak döl meydana getirir.
Bazı cinslerde larva ve pup evresi birbirinden çok iyi ayrılabilir. Anopheles larvaları su yüzeyine paralel (yatay) durmaları ile su yüzeyine eğik olarak asılı Aedes ve Culex (Şekil 28.506/k) larvalarından kolayca ayrılır. Ayrıca ilave olarak bunlar, yani Anopheles türleri abdomen segmentlerinin üst tarafında çift yapılı, yelpaze şeklinde yayılmış, adheziyon gücü ile suların alt yüzeyine, yüzey gerilimi ile tutunmayı sağlayan tüy demetleri taşırlar. Başın 180 dönmesi ile, larvalar, anafor aygıtları ile suyun yüzeyindeki besin partiküllerini alabilirler. Anopheles türlerinin diğer bir özelliği de, başlarının daha uzun şekilde olması ve vücutlarının tüyümsü kıllarla donatılmasıdir. Culex ve Aedes larvaları abdomen segmentlerinin son kısmından çıkan soluk boruları ile su yüzeyine değerler ve eğik olarak baş aşağı asılırlar. Bunlar da besinlerini ağızlarındaki kılların oluşturduğu anafor ile alırlar. Besinleri algler, birhücreliler ve detritustur. Bir sivrisinek larvası günde 100-1000 cm suyu süzer. Bazı cinslerinin (örneğin, Megarhinus) larvaları, kendi ırktaşlarına dahi saldıracak kadar yırtıcıdırlar. Bu nedenle küçük bir su birikintisinde bu türden ancak bir tek larvaya rastlanır. Kuyruklarındaki yelpazenin ve anafor organının yardımı ile larvalar su içerisinde hareket ederler. Sakin durduklarında Aedes ve Culex larvaları dibe çöker, buna karşın Anopheles larvaları yılankavi hareketlerle yüzerler. Gelişme süreleri büyük ölçüde su sıcaklığına bağlıdır.

Sivrisinek Pupları

Sivrisineklerin kendine özgü görünüşleri olan pupları vardır. Baş ve göğüs kısmı tek bir parça halinde birleşmiştir; abdomen yassı bir yapı olarak bu birliğe bağlanmıştır. Oldukça büyük göz çiftlerinin önemli işlev gördüğü varsayılmaktadır. Diğer böceklerdeki pupların aksine, bunların pupları çok hareketlidir. Abdomenin vertikal hareketleri ile hızlı; fakat düz olmayan bir hareket meydana gelir. Puplar genellikle su yüzeyinin hemen altında bulunurlar (Şekil 28.506/e ve ).Buna vücudun ön kısmında bulunan hava yastığı yardımcı olur. Pup evresi kısadır; en fazla 5-6, iyi koşullarda 1-2 gün sürer. Başkalaşım yapacak puplar yatay konuma geçerler ve vücutlarının ön kismını sudan dışarıya uzatırlar. Hava alma ile pup örtüsü içerisindeki iç basınç artar; buna bağlı olarak vücudun ön kısmında orta çizgi boydan boya yırtılır ve ergin hayvan dışarıya çıkar. Dışarıya çıkma 5-6 dakika sürer. Dış iskeletin sertleşmesi ve renklenmesi için bir süre daha zamana gereksinme vardır. Bu gelişmenin hemen arkasından beslenebilir ve çiftleşebilirler.
Sivrisineklerin büyük bir kısmı (% 85 kadarı) tropik bölgelerde bulunur. Kontak insektisitlerin kullanılması ile bunların bazı zararları, örneğin sıtma, dünyanın bazı bölgelerinde büyük ölçüde önlenmiştir; fakat tümüyle ortadan kaldırılmamıştır. Bilindiği gibi sıtmanın taşıyıcısı yalnız Anopheles türleridir. Sivrisineğin Culex türleri sıtma parazitlerini taşımaz. Geçmişin en önemli hastalıklarından biri olan tekrarlayan sıtma, bugün önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Örneğin Hindistan'da 1897 yılında 100 milyon insan sıtmalıydı, bunlardan 5 milyonu ölmüştü; 1927 yılında aynı ülkede 3 milyon insan ölmüştü; 1958 yılında dahi dünyada 1.5 milyon insan sıtmadan ölmüştür. Bugün Avrupa'da sıtma büyük ölçüde azaltılmıştır. İlk olarak İngiliz ROSS ve İtalyan GRASSI, Anopheles'in sıtma hastalığını taşıdığını buldular. Bunun üzerine etkili bir mücadele ve korunma yapılmaya başlandı. Su birikintilerinin ve bataklıkların kurutulması, larva ve erginlerine karşı kontak insektisitlerin kullanılması, son zamanlarda Bacillus thuringiensis denen bakterilerle biyolojik savaş yapılması sivrisinekler ile mücadele yollarıdır.

Sivrisineklerin Yol Açtığı Hastalıklar

Güncel olarak belirtirsek sivrisineklerin Covid-19 hastalığını yaydığına dair Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir veri ve vaka bildirilmemiştir. Ancak durum halen araştırılmaktadır.

Sıtma

Artık dünyanın bazı ülkelerinde neredeyse hiç görülmese de dünya nüfusunun neredeyse yarısı bu hastalığı yakalama riski altında yaşıyor. Çoğu vaka Sahra altı Afrika'da görülür, ancak zaman zaman Güney Amerika, Güney Asya ve diğer birçok bölgede de görülür. Semptomlar ateş, baş ağrısı, titreme ve kusmayı içerir. Sorun olduğu bir ülkeye seyahat ediyorsanız, böcek ilacı ve cibinlik ve sıtma karşıtı ilaçlar mutlaka yanınıza almanız gerekenlerdir.

Zika

Çoğu kişi için, bu virüsün semptomları hafiftir: sadece ateş, döküntü, eklem ağrısı ve kırmızı lekeler gözlenir. Gerçek tehlike hamile kadınlar ve bebekleri içindir. Zika, küçük kafalara ve beyin hasarına neden olan mikrosefali adı verilen bir doğum kusuruyla bağlantılıdır. Sivrisinekler bu hastalığı Brezilya ve Güney ve Orta Amerika, Karayipler ve Güneydoğu Asya'daki diğer ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde yayarlar.

Dang

Bazı ülkelerde nadirdir, fakat Porto Riko, Pasifik adaları, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya gibi turistlerin popüler olduğu yerlerde görülür. Yakaladığınızda, döküntü, ateş, baş ağrısı, kolay morarma ve diş eti kanaması gibi sorunlar yaşayabilirsiniz. Bazen ölümcül olabilen hemorajik ateşe yol açar. DSÖ tarafından onaylanan tek aşı, hastalığın diğer virüslerden birine tekrar yakalanmamak için dört dang virüsünden biri tarafından enfekte olmuş 9-16 yaş arası çocuklarda kullanım içindir.

Batı Nil

Bu virüsü taşıyan bir sivrisinek sizden bir ısırık alırsanız, muhtemelen herhangi bir semptomunuz olmaz. Bununla birlikte, bazı insanlar da ateş, eklem ağrısı, ishal, kusma veya döküntü alırlar. Ensefalit veya menenjit adı verilen beyin enfeksiyonları gibi nadir komplikasyonlara dikkat etmeniz gerekir. Nadiren ortaya çıkan bu hastalık için herhangi bir aşı yoktur.

Sarıhumma

Bu hastalık adını, cildinizi ve gözlerinizi sarımsı gösterebilecek sarılıktan gelen semptomlarından alır. Daha az ciddi enfeksiyonlar size baş ağrısı, sırt ağrısı, titreme ve kusma verecektir. Bunu engelleyen bir aşı vardır. Bu yüzden sivrisineklerin yayıldığı Afrika ve Latin Amerika'daki yerlere giderseniz bir tanesini yaptırdığınıza emin olun.

Chikungunya

Adı bir Afrika dilinden gelir ve insanların şiddetli eklem ağrısı nedeniyle sahip olduğu eğik duruşu ifade eder. Ayrıca kızarıklık, baş ağrısı, bulantı ve yorgunluk da olabilir. Hastalık Asya ve Hindistan'da bulunur ve Avrupa ve Amerika'ya da taşınmaya başlamıştır. Tedavisi yoktur, ama çoğu insan kendi kendine iyileşir. Bazı durumlarda semptomlar aylar hatta yıllar sürebilir.

La Crosse Ensefaliti

Sadece ABD'de bu virüsün her yıl yaklaşık 65 vakası vardır. Onu taşıyan sivrisinekler gün boyunca, genellikle ilkbaharda erken sonbaharda ısırırlar. ABD’nin yukarı Orta Batı, Atlantik ve Güneydoğu'daki ormanlık alanlarda yaşarlar. Hastalanırsanız, ateş, bulantı ve baş ağrınız olabilir ve ciddi vakalar sinir sistemi değişikliklerine neden olabilir. Ancak birçok insan herhangi bir belirti görmez.

Rift Vadisi Ateşi

Enfekte sivrisinekler bu hastalığı insanlara ve hayvanlara geçirebilir. Kenya'da doktorların keşfettiği bir bölge için adlandırılmıştır ve Afrika'nın bazı bölgelerinde yaygındır. İnsanlar bunu Suudi Arabistan ve Yemen'de de yakalanmaktadır. Semptomlar baş dönmesi ve halsizliktir. Ayrıca gözlerinize de zarar verebilir.

Jamestown Kanyon Virüsü

Doktorlar bunu 1980'lerde ilk kez fark ettiler. Adı Boulder, CO yakınlarındaki bir bölgeden dolayı verilmiştir. Eğer yakalarsanız, ateş ve baş ağrısı gibi grip hatırlatan semptomlar gösterebilirsiniz. Daha ciddi problemler beyin iltihabı veya omurilik olabilir. Hastalığı taşıdığı bilinen çeşitli sivrisinek türleri vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 50'den az vaka bildirilmektedir.

Karayak Tavşan Virüsü

Hastalık bir hayvan için adlandırılmıştır, çünkü ilk olarak karayak tavşanının kanında tanımlanmıştır. Bu hastalığa yakalayan ilk kişi 1970'lerde Kanada'da yaşıyordu, ancak şimdi ABD'de ortaya çıkmaktadır. Baş ağrısı, baş dönmesi, kusma ve kızarıklığa neden olmaktadır. Bazen beynin iltihaplanmasına yol açar.