Mayıs Sinekleri

Birgün Sinekleri olarak ta bilinirler. Bilimsel takım ismi Ephemeroptera’dır. Ömürlerinin % 99'unu larva ya da nimf halinde suda geçirdikleri, yalnız birkaç saat, en fazla bir gün (nadiren 2-15 gün) ergin halde yaşadıkları için bu ad verilmiştir. Çoğunluk sarımsı, grimsi bazen siyahımsı, 3 mm. (Caenidae erkekleri)-4 cm. (Polymitarcis virgo) (abdomen uzantıları hariç) büyüklükte, dişileri biraz daha iri, başları küçük, biz şeklinde antenleri olan hayvanlardır. Erkeklerinde bileşik gözler büyük ve bombeli; çok defa her bileşik göz enine bir oluk ile farklı renklerde olan iki kısma bölünmüştür (Baetidae'de turban göz). İyi gelişmiş üç nokta göz vardır. Ağız parçaları ve sindirim sistemi erginde kısmen ya da tamamen körelmiştir; besin almazlar.

Mayıs Sineklerinde kural olarak, göğüste, üçgen şeklinde, sık damarlı (Oligoneuridae hariç), saydam, pulsuz, tüysüz, dinlenme sırasında vücudun orta çizgisi boyunca vücudun üstünde katlanmadan tutulan bir çift kanat vardır. Ön kanat üçgen şeklinde ve büyüktür. Bazen arka kanatlar körelmiştir (Baetis'te) ya da tamamen kaybolmuştur (Cloeon ve Caenis'de); bazen arka kenarlar tüylü olabilir. Ancak, direk ve indirekt kasları ile üste ve alta çırpılmak suretiyle süzülme uçuşu yaparlar. Radiale en kuvvetli damardır. Bacakları çok defa 5 nadiren 2 segmentlidir. Dört ya da 5 segmentli tarsuslarında bazen yapışma organına dönüşmüş olabilen iki tırnak vardır. Erkeklerde ön bacak çok uzamıştır; dişiyi yakalamaya ve dokunaç olarak algılamaya yarar. Bazılarında ayaklar körelmiş olabilir.

Abdomen 10 segmentlidir. Son segment normal olarak iplik şeklinde üç uzantı taşır (dıştakiler serkus, ortadaki 11. sırt plakasının uzamasıyla oluşmuş orta terminal uzantıdır). Terminal uzantı çok kısa olabilir ya da tamamen yok olabilir (Epeorus'da). Her üç uzantı da uçmayı dengelemede; ayrıca serkuslar çiftleşmede rol oynar. Çift yapılı eşeysel açıklık dişide 8. segmentte, erkekte 9. segmenttedir. Erginlerdeki körelmiş ağız parçaları ve yutaktaki kasılgan kaslar, havanın yutularak bağırsaklara doldurulmasını ve böylece şişen vücudun özgül ağırlığını düşürerek uçmada kolaylık sağlarlar. Elimizle erginleri sıktığımızda duyulan "çıt" sesi bu havanın balon gibi patlamasıyla oluşur. Keza uçuş sırasında bu havanın bağırsaktaki yerinin değiştirilmesi ile uçuş sırasında konum düzenlenmesi yapılır. Ayrıca yumurta bırakılması sırasında basınç sağlar.

Genellikle akşam üzerleri suların üzerinde 2-10m. kadar dikine yükselen, daha sonra kanatlarını ve abdomen uzantılarını açmak suretiyle aşağıya doğru paraşütle iner gibi süzülen erkeklerin dansları görülür. Dişiler çoğunluk bitkiler üzerinde sakin olarak dururlar. Daha sonra erkekler dişileri ön bacakları ile yakalayarak çift yapılı çiftleşme organlarını (penislerini) dişinin eşey kesesi içine sokar ve birkaç saniye ile birkaç dakikada bu döller işlevini gerçekleştirirler. Ektodermal vajina yoktur. Çiftleşme uçuş sırasında gerçekleşir. Dişi yalnız bir erkekle çiftleşir. Bazı türlerde partenogenez vardır. Dölledikten hemen sonra erkekler, sonra da dişiler ölür. Yumurtalar birli ya da ikili yumurta paketleri halinde, dişinin eşeysel açıklığından sulara fırlatılır ya da abdomenin suya sokulmasıyla bırakılır. Hızlı akan sulardaki türlerde, dişi kanatlarını birbirine yapıştırarak suya dalar ve abdomenin ucu ile yumurtalarını belirli düzenle taş, bitki, yosun, vs.'ye yapıştırır. Yumurtalarda yapışma için donanım vardır. Bu türlerde suyun altında iken vücudun etrafındaki gümüşümsü renkli hava yastığından yararlanılır. Yumurta sayısı 100-8000 arasında değişir.

Kural olarak erginleştikten sonraki 24 saat içinde hem erkek hem dişi ölmüş olur; bununla birlikte 2-3 gün hatta bazı dişilerin 10-14, erkeklerin 4-5 (Cloeon dipterum) gün yaşadığı bilinmektedir. Bu sonuncularda yumurtalar belirli bir süre dişinin eşeykanalında gelişir ve larva halinde sulara bırakılırlar. Bu sırada dişi, sakin olarak bir yerde gizlenir. Yaklaşık 600-700 kadar larva bırakılabilir; erken bırakılanlar ölür. Yumurtaları yuvarlak, oval ya da plaka şeklinde; beyaz, sarımsıkırmızı, kahverengi olabilir. Hepsi yapışma donanımına sahiptir. En basitinden yapışıcı dış zara, vantuza, spiral ipliklere, kancalara vs.'ye sahiptir. Bunlar yumurtanın sürüklenmesini önler. 10-12 gün sonra larvalar yumurtaları terk eder. İlk larva "Larvula" yarı gelişmiştir; solunum organı yoktur (deriyle solur), antenleri zayıf gelişmiştir. Larva evresi 1-3 yıl sürer ve 20-30 defa deri değiştirilir. Son nimf evresinde kanatlı böcek çıkar (Subimago) ve daha sonra bir deri değiştirme ile ergin meydana gelir (Prometaboli).

Larva : Larvaların vücudu genellikle uzun ve dar; akarsularda yaşayanları üstten basık; başları iki büyük bileşik göz, üç nokta göz ve iplik şeklinde kısa antenleri taşır. Mandibulları, daha doğrusu çiğneme aygıtının iç kenarı kuvvetli dişciklerle donatılmıştır. Gömülerek yaşayanların vücut yüzeyinde değişik çıkıntılar vardır. Yaşlı nimflerde (larvalarda) 2. ve 3. göğüs segmentlerinde kanat taslağı vardır. Baetisca ve Prosopistoma cinslerinde orta göğüs sırt plakası, sadece arka göğüs ve kanat taslaklarını değil, keza abdomendeki solungaçlı segmentleri de örterek bir solungaç odacığı meydana getirir. Bacakların hepsinde ayak kısmı (tarsus) bir segmentlidir ve pençe taşır. Bacak şekli yaşam tarzına uyum yapmıştır.

On segmentli karın kısımları, çoğunluk, tipik olarak kıllarla donatılmış uç iplikçiği ile sonlanır. Larvaların yüzme yetenekleri bu iplikçiklerin yüzeylerinin büyüklüğü ile doğru orantılıdır. İlk 7 abdominal segment, üyelerden köken almış, yapısı ve büyüklüğü türlere göre değişen birer çift solungaç taşır. Bunlar yaprak şeklinde, parçalı, püskül şeklinde ya da diğer şekillerde olabilir, Solungaçlar, çoğunluk yüzme işlevine de katıldığı için, solungaçların, bir yüzmede destek olan tam kenarlı kısmı, bir de solunumda görev alan püsküllü bir kısmı vardır. Solungaç yaprakçıkları çoğunluk kaslarla hareket ettirilir. Oksijence zengin kaynaklarda, su akımından dolayı yeterince oksijen sağlanması nedeniyle, solungaçlar tamamen hareketsiz olabilir. Durgun sularda yaşayanlarda ise yeterince oksijen sağlayabilmek için solungaçlar önden arkaya doğru yelpaze gibi hareket ettirilir. Karşılıklı duran solungaç yaprakçılar aynı zamanda (metachron) hareket ettirilirler. Böylece hayvanın her iki tarafında vücudun kenarlarına paralel su akımı oluşturulur. Bazı türlerinde ise karşılıklı solungaç yaprakçıklar aynı zamanda hareket ettirilmez; böylece vücudun enine doğru su akımı oluşturulur. Bu sonuncu tip, çamurlu zeminlerde yaşayanlara, zeminin fazla karıştırılmadan solunum yapmasına izin verir. Solungaçlarını tamamen yitirmiş yaşlı larvalar hemen ölürler. Birçok birgün sineği sadece solungaçları ile değil keza kızböcekleri = yusufcuk (Odonata) türlerinde olduğu gibi, trake ağı ile donatılmış son bağırsakları ile solunum yaparlar. Suyu anüsleri ile emer ve periyodik olarak dışarı püskürtürler. Kazıcı, sürünücü, akar suda yaşayan ve yüzen larvalar olmak üzere dört tip yaşam şekli görülür. Bunlar arasında doğal olarak kesin bir ayrım yoktur. Kazıcı olanlar (örneğin, Ephemera) kural olarak vücutça büyüktūr; yavaş akan sularda zeminde ve kıyılarda, genellikle "U" şeklinde galeriler açarlar. Kazma işlemi dana burunlarındaki gibi ön bacakla ve uzun dikenli bir yapı kazanmış mandibullarla gerçekleştirilir. Vücut şekilleri genellikle ince uzun ve narindir. Ayaklar ve solungaçlar galerilerde yaşamaya bir uyum olarak vücuda doğru çekilmiş ve solungaçlar arkaya doğru vücut üzerine yatmıştır. Çok defa solungaçların kenarları sık ve uzun kıllarla donatılmıştır. Kuyruk iplikçikleri oransal olarak kısa ve her iki tarafta tüylüdür. Kıyılarda yaşayanları toprak soluncanlan gibi organik artıkları sindirim sisteminden geçirmek suretiyle beslenirler. Bir türü kuru odunları; Kongo'da yaşayan bir türü de tatisu süngerlerini delerek yuva yapar.

Sürünen türleri yavaş akan ya da durgun sularda yaşar. Yürüyücü bacakları, çıplak ya da kısa tüylü kuyruk iplikçikleri vardır. İyi yüzemezler; tüylü vücutlarına çamur vs. yapıştığı için zeminde farkedilmezler. Bazı türleri su bitkileri üzerinde hızlı bir şekilde yürürler. Caenis cinsinde 2. abdomen segmentinin solungaçları daha sonrakileri örtecek şekilde bir çift örtü haline dönüşmüştür. Akarsularda yaşayanlar (Oligoneuridae, Ecdyonuridae, Prosopistomatidae, Heptagenidae vd.), basık vücuda ve yapışma için birçok yapıya sahiptirler. Genellikle yengeçler gibi, vücutlarını kaldırmadan, suyun zemininde yapışarak hereket ederler ve çoğunluk taşların altında bulunurlar. Genellikle ön bacakları planktonları süzmek ve solungaçları temizlemek için tüylüdür. Prosopistoma cinsi taşlardan ancak bıçakla sökülebilir. Yüzücü larvalara, bitkice bol durgun sularda, birkaçı bir arada (Coleon'da), yengeç, solucan ve diğer hayvanlara pusu kurmuş durumda rastlanır. Algleri de yerler. Bağırsaklarındaki sularını aniden fışkırtmak suretiyle hızla öne doğru fırlarlar. Çok defa çift yapılı yaprak şeklindeki trake solungaçları ve hemen hemen vücudunun uzunluğunda, sık tüylerle donatılmış kuyruk iplikçikleri bu harekete katılır. Solungaçlar kürek gibi, iplikçikler ise yüzgeç gibi görev yapar.

Genel olarak alglerle, özellikle ipliğimsi ve diatome tipi alglerle; keza ölü ve canlı organik maddelerle; özellikle kazıcı olanlar avcılıkla (yengeç, larva ve diğer küçük hayvanlarla) beslenirler. Larva, yaşamının sonuna doğru karanlıkları bırakarak ışığa doğru yönelir. Bu evrede eski deri ile yeni deri arasına gaz salgılanarak, özgül ağırlık küçültülür ve larvanın yukarya doğru kaldırılması sağlanır. Birçoğu erginliğe ulaşabilme, yani bir çeşit değişimi sağlayabilme için, bitkilere ve taşlara tutunarak su dışına çıkar. Bir kısmında, özellikle durgun ve yavaş akan sularda yaşayanlarda, solungaç yaprakçıkları ve kuyruk iplikleri, larvayı bir ada gibi suyun üzerinde tutacak şekide yayılır ve bir akşam üzeri olgunlaşmış nimf, derisini terk ederek birkaç saniyede havaya fırlar ve kanatlarını hemen açar. İlk uçuşlarını kıyıdaki bitkiler arasında yaparlar. Bu evrede subimago olduklarından, bir deri daha değiştirerek erginleşirler. Son deri, türlere göre sudan çıktıktan sonraki birkaç dakikadan birkaç güne kadar bir zaman süreci içerisinde olabilir. Erginleşmemişlerin kanatları hala donuk yağlımsıdır; vücutları hafifçe tüylüdür ve vücut sonunda kıl demeti vardır. Erkeklerin dış eşeysel organları bu aşamada hala oluşmamıştır. Yaşlı nimflerde iç eşeysel organlar eşeysel olgunluğa ulaştığı için, erginliğe ulaşmış erkekler, subimaginal dişileri başarılı bir şekilde dölleyebilirler.

Birçok hayvan ve parazit birgün sineklerinin zararlısıdır. Evcikli böcekler (Trichoptera), su yarımkanatlıları, su kınkanatlıları, yusufçuklar, taş sinekleri, salyangozlar, balıklar ve  su kuşları, yumurtalarını, özellikle larvalarını yerler. Tehlike sırasında üye ve solungaçlarını atabilirler (autotomi). Beş bacağını yitirmiş larvalar yaşayabilir. Genç larvalar bacaklarını, antenlerini, kuyruk ipliklerini, solungaçlarını yenileyebilirler. Erginlerini ve subimagolarını, yırtıcı böcekler ve kuşlar avlarlar. Yağ cisimciklerinde ve vücut boşluklarında, parazit olarak yuvarlak solucanlar (Nematoda), arakonak olarak bazı emici ve boğumlu solucanlar; bağırsaklarında gregarinler (besine ortak olarak) yaşar.

Birgün sinekleri sürekli buzla örtülü olan ya da her zaman kurak olan yerlerin ve yalıtılmış bazı adaların haricinde, her yerde rastlanır. Daha çok serin dağlık bölgeleri tercih ederler. Larvaları besin zincirinin önemili bir halkasını oluşturur ve su kirlenmesinde iyi bir gösterge olarak kullanılır. Bilinen tek zararı balıklardaki parazitin (Crepidostomum farionis = vantuzlu bir solucan) arakonağı olmasıdır. Bazen büyük miktarlarda sürü halinde ortaya çıkabilirler. Bugün yaşayan birgün sinekleri Perm-Trias'da (200 milyon yl önce) ortaya çıkan ve gittikçe, özellikle Jura'da azalan bir grubun kalıntılarıdır. Bilinen en eski fosil Karbon katmanında bulunan Triplosoba pulchella'dır. Familya sayısı yazarlara göre 14 ile 20 arasında değişir. Erginleri ağla ya da çeşitli şekillerde toplanarak % 70-80'lik alkole konur. İğnelenerek saklanması tercih edilmez. Larvaları ve nimfleri de taban ağları ve kepçeleri ile toplanarak yine aynı şekilde alkolde saklanır.

  1. Familya Baetidae:
  • Ergin: Oldukça küçük hayvanları içeren bir familyadır. Erkekte bileşik gözlerin açık renkli üst bölgesi, genişleyerek mantar biçimini almıştır (turban göz). Ön kanatlar oval, enine damarları oldukça az sayıdadır. Arka kanatlar çok küçüktür. Bazen de bulunmaz. Eşeysel üye dört segmentlidir. İki serkusludurlar.
  • Nimf: Vücutları dar, silindirik, bazen de yassıdır. Solungaçların abdomen segmentlerinin lateralinde olup, değişken yapılıdır. Solungaç püskülleri yoktur. İki ya da üç serkus taşırlar. Türkiye'de en yaygın olan cinsleri: Baetis, Centroptilum ve Coleon
  1. Familya Oligoneuriidae:
  • Ergin: Erkekte gözler büyüktür. Kanatların boyuna damarları çiftler halindedir. Enine damar sayısı çok azdır. Arka kanatları büyüktür. Bacaklar zayıftır. Üç serkus vardır.
  • Nimf: Oldukça iri yapılıdırlar. Birinci solungaç çifti ventralde, diğerleri dorsaldedir. Solungaç püskülleri vardır. Ülkemizde en yaygin cins: Oligoneuri- ella.
  1. Familya Heptageniidae:
  • Ergin: Erkekte gözler büyük. Kanatlarda enine damar sayısı oldukça fazladır. Pterostigma koyu renklidir. Bacaklar kuvvetlidir. Ön bacaklar diğerlerinden belirgin olarak uzundur. Peniste titillatör bulunur, iki ya da 3 serkus vardır. Eşeysel üyeleri 5 segmentlidir.
  • Nimf: Vücutları yaşama ortamına uygun olarak (hızlı akıntıya uygun olarak) yassılaşmıştır. Gözler dorsaldedir. Solungaçlar değişken yapılıdır. Solungaç püskülleri bulunur. İki ya da üç serkusları vardır. Ülkemizdeki en yaygın cinsler: Rhithrogena, Ecdyonurus, Heptagenia ve Iron.
  1. Familya Ephemerellidae:
  • Ergin: Kanatlarda çok sayıda enine damar bulunur. Arka kanatlar gelişmiştir. Eşeysel üye üç segmentlidir. Üç serkus vardır.
  • Nimf: Solungaçları 3. ve 7. segmentler arasında ve dorsaldedir. Solungaçlar üst üste yığılmıştır. Bu nedenle 7. çift görülmez. Dorsalde dikenler bulunur. Üç serkus vardır. Ülkemizde en yaygın cinsi: Ephemerella.
  1. Familya Caenidae:
  • Ergin: Oldukça küçük hayvanlardır. Enine damarlar az sayıda ve tek dizi oluşturmuştur. Eşeysel üye bir segmentlidir. Serkus üç tanedir.
  • Nimf: Solungaçlarını kapatan sağlı sollu birer pul bulunur. Üç serkus vardır. Ülkemizdeki en yaygın cinsi: Caenis.
  1. Familya Ephemeridae:
  • Ergin: Erkekte gözler iki bölgeye ayrılmıştır. Boyuna damarlar tek tek dizilmiştir. Arka kanatlar tam gelişmiştir. Eşeysel üye 3 segmentlidir. Üç serkus vardır.
  • Nimf: Zemine gömülerek yaşarlar. Tüylü olan solungaçlar abdomenin dorsaline doğru kıvnlmıştır. Üç serkusludur. Ülkemizdeki en yaygin cins: Ephemera.
  1. Familya Leptophlebiidae:
  • Ergin: Kanatlarda çok sayıda enine damar bulunur. Arka kanatlar iyi gelişmiş, bazen küçülmüş, bazen de kaybolmuştur. Eşeysel üye 3 segmentlidir. Üç serkus vardır.
  • Nimf: Solungaçlar plaka şeklinde ya da ince parçalara ayrılmış durumdadır. Ülkemizdeki en yaygın cinsleri: Habrophlebia ve Habroleptoides.
  1. Familya Potamanthidae:
  • Ergin: Erkekte gözler büyük, alt bölgesi ince; fakat görülebilir bir çizgi ile ayrılmıştır. Kanattaki boyuna damarlar tek tek dizilmiştir. Arka kanatlar iyi gelişmiştir. Eşeysel üye 3 segmentlidir. Üç serkus bulunur.
  • Nimf: Solungaçları iki parçalıdır ve kenarlarında uzantılar bulunur. Üç serkus vardır. Ülkemizdeki en yaygın cins: Potamanthus.

Ülkemizde temsilcileri bulunmayan diğer familyaları:

9. Sphlonuridae, 10. Ametro- podidae, 11. Neophemeridae, 12. Polymitarcidae, 13. Palingeniidae ve 14. Behningii- dae.