Koza Kurdu

Koza kurdu (anthonumus grandis) 20. yüzyılın sonlarında ciddi bir haşere haline gelmiştir. Yetişkin bir koza kurdunun uzun bir burnu vardır. Yetişkinler grimsi renktedir ve genellikle 6 mm'den kısadır.

Yaşam Döngüsü

Yetişkin hortumlu koza kurtları, kışı iyi drene alanlarda ya da yakın pamuk tarlalarında ve çiftliklerde geçirir. İlkbahardan yaz ortasına kadar ortaya çıkarlar ve pamuk tarlalarına girerler. İlkbaharın sonlarında ise zirve yaparlar ve olgunlaşmamış pamuk kozalarıyla beslenirler. Koza kurdu, yumurtalarını pamuk bitkilerinin tomurcuklarına ve olgunlaşan kozalarına (meyvelerine) bırakır. Dişi 10-12 günlük bir süre içinde 200'e kadar yumurta bırakabilir. Yumurtlama, çiçek tomurcuğunun dış kısmındaki yaprakların yaralanmasına sebep olur. Yumurtalar pamuk parçalarının içinde 3 ile 5 gün içinde çatlar (çiçeklenmeden önce daha büyük tomurcuklar), 8 ile 10 gün arasında ise beslenir ve sonunda pupa olur. Pupa aşaması 5 ile 7 gün daha sürer. Yaz aylarında yumurtadan yetişkine kadar olan yaşam döngüsü yaklaşık üç hafta sürer. Optimum koşullar altında, sezon başına 8 ile 10 nesil koza kurdu meydana gelebilir.

Koza kurdu 5 °C (23 °F) ya da altındaki sıcaklıklarda ölmeye başlar. Yapılan araştırmalar, koza kurdunun -15 ° C'de (5 °F) bir saatten fazla yaşayamayacağını göstermiştir. Ancak yaprak çöpü, mahsul artıkları ve karın sağladığı yalıtım, hava sıcaklıkları bu seviyelere düştüğünde böceğin hayatta kalmasını sağlayabilir. Koza kurdu popülasyonlarındaki diğer sınırlamalar arasında aşırı sıcaklık ve kuraklık bulunmaktadır. Doğal avcıları arasında ateş karıncaları, böcekler, örümcekler, kuşlar ve parazitik bir yaban arısı, Catolaccus grandis bulunur. Böcekler bazen pamuk tomurcukları bulunmadan önce diyapozdan çıkarlar.

İstila

1920'lerin ortalarında pamuk yetiştirme bölgelerine giren Koza kurdu, en yıkıcı pamuk zararlısı olmaya devam ediyor. Koza kurdu çiftçilerin ekonomik sıkıntılarına ekstra bir yük katmış ve 1930'larda Büyük Buhran ile de zirve yapmıştır.
Bu böceklerin varlığının ilk yıllarında, yetiştiriciler nispeten sıcak topraklar ve erken olgunlaşan çeşitler aradılar. II. Dünya Savaşı'nın ardından, DDT gibi yeni pestisitlerin geliştirilmesi, çiftçilerin tekrar ekonomik bir ürün olarak pamuk yetiştirmesini sağladı. DDT başlangıçta son derece etkiliydi, ancak bu bitlerin popülasyonları, 1950'lerin ortalarında direnç geliştirdi ve sonrasında Metil parathion, malathion ve  pyrethroidler kullanıldı, ancak DDT'de olduğu gibi çevresel ve direnç endişeleri ortaya çıktı ve böylece kontrol stratejileri değişti.  
Koza kurdu pamuk tarlalarını işgal ettiğinden beri pek çok kontrol yöntemi araştırılırken, böcek öldürücüler her zaman ana kontrol yöntemi olarak kaldı. 1980'lerde bazı böcekbilimciler, bazı bölgelerde yabani otların popülasyonunun azalmasında, bir faktör olarak başka bir istilacı zararlı olan kırmızı ithal ateş karıncasının yayıldığını işaret ettiler. Araştırılmış olan diğer kontrol yolları, pamuk kurdu dirençli suşlar dahil parazitik arı Catolaccus grandis, mantar Beauveria bassıana ve Chilo sedef virüsüdür. Koza kurdunu kontrol etmek mümkün olsa da, bunu yapmak insektisit maliyetleri açısından yüksektir. Pek çok pamuk entomolojistinin amacı, pamuklardaki haşere sorununu ortadan kaldırmaktır.

Okunma 77 defa

İzmir İYON Böcek İlaçlama, Pest Kontrol, Dezenfeksiyon, Fumigasyon ve Çevre Sağlığı Hizmetleri Firması